Wednesday, April 28, 2010

gökyüzünü ararken

bişeye mecbur olmasan başka bişeye mecbur oluyosun.
ondan kaçarken başka bişeye yakalanıyosun.
hani bitmeyen ovalar durmadan akan nehirler
nehirler nehirler


Görüyorum ki, bir an önce varmak istiyorsun oraya.
Gerginsin
kıpır kıpırsın,
soluk soluğasın,
yay gibisin ey yolcu
coşkunluğun ne güzel,
ofken ne güzel
Sana selam,
sana saygı ey yolcu
Fakat düşündün mu yolunun uzunluğunu
Neler var yolunun üstünde, düşündün mu
Koşar-adim asabilecekmişsin su dağı, geçebilecek misin
bu hızla su beli, tırmanabilecek misin bu solukla su sırtı
Ovada dikenler yollara uçmuştur,
kuru dereleri seller basmıştır,
kar yağmıştır belki o tepelere
Böyle, uçar gibi geçip
gidebilecek misin oralardan,
hemen varabilecek misin oraya
Belki sırtlanlar üşüşmüştür leşlere,
kuzgunlar tutmuştur belki yolları.
Belki silinmiştir ayak izleri yolcuların.
Butun bunları düşündün mu ey yolcu
çünkü sen, ne ilk yolcususun bu yolun, ne de son.


Derim ki sana
Nehirler boyu git
Nerelerde ve niçin durgundur nehirler,
nerelerde ve niçin hırçındır nehirler,
nerelerde ve niçin mendereslidir,
nerelerde ve niçin çağlayanlı
ve de çavlanlıdır nehirler,
gözlerinle gör, duy kulaklarınla
Gör ve duy ki, nasıl varır nehirler denizlere


Derim ki sana 
Denize varmaktır amacı nehrin, denize varmak, ey yolcu.
Büyükse dağ, aşamıyorsa üstünden nehir, dolanır çevresini dağın.
Büyükse kaya, sokup atamıyorsa nehir,
birikip birikip taslar üstünden, dolanır yanını yöresini.
Yokuşsa yolu, koşamıyorsa menderesler çizer nehir.
uçurum çıkarsa önüne, kapıp bırakır kendini
nehir, acar kanatlarını;
varır varacağı yere, oraya denize



Derim ki sana 
Nehirler boyu git
ve gör nehirlerin nasıl yol aldıklarını
sen de bir nehirsin ey yolcu
Senin de varmak istediğin bir yer var
Gerçekten varmak istiyorsan oraya, nehirlere iyi bak
Engeller nasıl aşılır, öğren nehirlerden
Yarı yolda yok olup gitmek değildir amaç,
nehirler gibi akıp, nehirler gibi ulaşmaktır
oraya
Varmaktır oraya, ey yolcu


Derim ki sana 
iyi oku yolunu, avucunun içi gibi bil
Dizlerini, ciğerlerini,
yüreğini sıkı tut, iyi dengele
Ovada koşar gibi vurma kendini dik yokuşlara
uçuruma atlar gibi bindirme kayalara
daha koş, daha koş
diye alkış tutanlara kanıp da,
kesilip kalma yari yolda.
Dipdiri varmalısın oraya
Hız koşusu değil bu,
ey yolcu,
engelli koşudur bu
Engelleri asa asa, gücünü koruya
koruya varmalısın oraya
çünkü oraya varmaktır amacın, koşmak değil
Boşuna sevmedim nehirleri
Aktıkça büyümesi boşuna değil
nehirlerin
Akan buyur, ey yolcu
erişir menzil-i maksuduna aheste giden
demiyorum ben sana,
tiz reftar olanın peyine damen dolaşır demiyorum.


Böyle demiyor çünkü nehirler.
Duracaksın, dolacaksın, atlıyacaksın,
asacaksın, koşacaksın
ve varacaksın oraya, diyor nehirler.
Öyle diyorum ben de
Beni dinle,
beni anla ey yolcu


adim adim
kulaç kulaç
ilerliyor nehir
yoklayıp araştırarak
tartıp
dengeleyerek
adim adim
pençe pençe
ilerliyor nehir
birdenbire koçbaşı
birdenbire ipek bir çarşaf
ve balıklar kurbağalar yosunlar
köprüler ve yoksul değirmenleri bozkırın
birdenbire bir uğultu
birdenbire bir kıyamet
bindirip çekilerek
çekilip toparlanarak veriyor
cüceleşip devleşerek veriyor
nehirlerce k
kahtalarla şarkılar söylemeliyim
nehirler gibi uzun
nehirler gibi kollu
nehirler gibi hırçın
ve yumuşak
ve nehirler gibi
dur durak bilmeyen şarkılar söylemeliyim


gitmek nehirlerle yan yana
gitmek nehirler gibi zor
nehirler gibi çetin
nehirler gibi umutlu
gitmek nehirlerden de öteye
oraya
taaa oraya
o büyük kurtuluşa
yüreğim yaralı kuşum
topla ve aç kanatlarını ...          hasan hüseyin

çağrı

ne olur beni çok sevme
gidemem çünkü

Friday, April 23, 2010

23 nisan

her bayram oluyor, bu "bayram sabahı".
dünyadaki en özel şeylerden biri.

Wednesday, April 07, 2010

sinir uçlarım/daha çok tutku

yasmin levy-me voy

boş bi odada
ardeko bir sandalyenin çizgili kahve tonlarında kaplamısına
yaymışım yayılmışım kuzgun acardan bozma
bir italyan olmadı ispanyol olmadı fransız olsun
bir kasaba
kırsaldan,kumsaldan
öykü değil roman olsun
tutku olsun,ister aşkı ister savaşı ister kaçışı anlatsın
o anlatsın ben bulayım
bulunayım
akşamüstüyse
ürperirsem
yaseminli hanımelili
bir koku
çağırırsa