semiramis pekkan o karanlik gecelerde
aglayacak ne cok sey birikmis, erteleyip duruyorum gozyaslarimi...
Thursday, November 11, 2010
Tuesday, October 19, 2010
Tuesday, August 31, 2010
korkaksın
................
durduğun yerde dur.
.................
bu mu yani, ben bunu mu öğrendim geçen zamanımdan,
gidememeyi mi..
yazık
durduğun yerde dur.
.................
bu mu yani, ben bunu mu öğrendim geçen zamanımdan,
gidememeyi mi..
yazık
Friday, August 06, 2010
Friday, July 30, 2010
ağustos çıkmazı
beni koyup koyup gitme
ne olursun
durduğun yerde dur
kendini martılarla bir tutma
senin kanatların yok
düşersin yorulursun
beni koyup koyup gitme
ne olursun
bir deniz kıyısında otur
gemiler sensiz gitsin bırak
herkes gibi yaşasana sen
işine gücüne baksana
evlenirsin çocuğun olur
beni koyup koyup gitme
ne olursun
elimi tutuyorlar ayağımı
yetişemiyorum ardından
hevesim olsa param olmuyor
param olsa hevesim
yaptıklarını affettim
seninle gelemeyeceğim
ne olursun
durduğun yerde dur
kendini martılarla bir tutma
senin kanatların yok
düşersin yorulursun
beni koyup koyup gitme
ne olursun
bir deniz kıyısında otur
gemiler sensiz gitsin bırak
herkes gibi yaşasana sen
işine gücüne baksana
evlenirsin çocuğun olur
beni koyup koyup gitme
ne olursun
elimi tutuyorlar ayağımı
yetişemiyorum ardından
hevesim olsa param olmuyor
param olsa hevesim
yaptıklarını affettim
seninle gelemeyeceğim
Sunday, July 11, 2010
geniş zamanlar
http://fizy.com/#s/1047et
bir romanı alıp okumayı özledimi bahsetsin memleketin bir köşesinden,
dere kenarı bir kavak ağacının rüzgarda savruluşundan
akşam saati duyulan seslerden,
sevdadan ekmekten sudan
bir romanı alıp okumayı özledimi bahsetsin memleketin bir köşesinden,
dere kenarı bir kavak ağacının rüzgarda savruluşundan
akşam saati duyulan seslerden,
sevdadan ekmekten sudan
Thursday, June 03, 2010
Wednesday, April 28, 2010
gökyüzünü ararken
bişeye mecbur olmasan başka bişeye mecbur oluyosun.
ondan kaçarken başka bişeye yakalanıyosun.
hani bitmeyen ovalar durmadan akan nehirler
nehirler nehirler
Görüyorum ki, bir an önce varmak istiyorsun oraya.
Gerginsin
kıpır kıpırsın,
soluk soluğasın,
yay gibisin ey yolcu
coşkunluğun ne güzel,
ofken ne güzel
Sana selam,
sana saygı ey yolcu
Fakat düşündün mu yolunun uzunluğunu
Neler var yolunun üstünde, düşündün mu
Koşar-adim asabilecekmişsin su dağı, geçebilecek misin
bu hızla su beli, tırmanabilecek misin bu solukla su sırtı
Ovada dikenler yollara uçmuştur,
kuru dereleri seller basmıştır,
kar yağmıştır belki o tepelere
Böyle, uçar gibi geçip
gidebilecek misin oralardan,
hemen varabilecek misin oraya
Belki sırtlanlar üşüşmüştür leşlere,
kuzgunlar tutmuştur belki yolları.
Belki silinmiştir ayak izleri yolcuların.
Butun bunları düşündün mu ey yolcu
çünkü sen, ne ilk yolcususun bu yolun, ne de son.
Derim ki sana
Nehirler boyu git
Nerelerde ve niçin durgundur nehirler,
nerelerde ve niçin hırçındır nehirler,
nerelerde ve niçin mendereslidir,
nerelerde ve niçin çağlayanlı
ve de çavlanlıdır nehirler,
gözlerinle gör, duy kulaklarınla
Gör ve duy ki, nasıl varır nehirler denizlere
Derim ki sana
Denize varmaktır amacı nehrin, denize varmak, ey yolcu.
Büyükse dağ, aşamıyorsa üstünden nehir, dolanır çevresini dağın.
Büyükse kaya, sokup atamıyorsa nehir,
birikip birikip taslar üstünden, dolanır yanını yöresini.
Yokuşsa yolu, koşamıyorsa menderesler çizer nehir.
uçurum çıkarsa önüne, kapıp bırakır kendini
nehir, acar kanatlarını;
varır varacağı yere, oraya denize
Derim ki sana
Nehirler boyu git
ve gör nehirlerin nasıl yol aldıklarını
sen de bir nehirsin ey yolcu
Senin de varmak istediğin bir yer var
Gerçekten varmak istiyorsan oraya, nehirlere iyi bak
Engeller nasıl aşılır, öğren nehirlerden
Yarı yolda yok olup gitmek değildir amaç,
nehirler gibi akıp, nehirler gibi ulaşmaktır
oraya
Varmaktır oraya, ey yolcu
Derim ki sana
iyi oku yolunu, avucunun içi gibi bil
Dizlerini, ciğerlerini,
yüreğini sıkı tut, iyi dengele
Ovada koşar gibi vurma kendini dik yokuşlara
uçuruma atlar gibi bindirme kayalara
daha koş, daha koş
diye alkış tutanlara kanıp da,
kesilip kalma yari yolda.
Dipdiri varmalısın oraya
Hız koşusu değil bu,
ey yolcu,
engelli koşudur bu
Engelleri asa asa, gücünü koruya
koruya varmalısın oraya
çünkü oraya varmaktır amacın, koşmak değil
Boşuna sevmedim nehirleri
Aktıkça büyümesi boşuna değil
nehirlerin
Akan buyur, ey yolcu
erişir menzil-i maksuduna aheste giden
demiyorum ben sana,
tiz reftar olanın peyine damen dolaşır demiyorum.
Böyle demiyor çünkü nehirler.
Duracaksın, dolacaksın, atlıyacaksın,
asacaksın, koşacaksın
ve varacaksın oraya, diyor nehirler.
Öyle diyorum ben de
Beni dinle,
beni anla ey yolcu
adim adim
kulaç kulaç
ilerliyor nehir
yoklayıp araştırarak
tartıp
dengeleyerek
adim adim
pençe pençe
ilerliyor nehir
birdenbire koçbaşı
birdenbire ipek bir çarşaf
ve balıklar kurbağalar yosunlar
köprüler ve yoksul değirmenleri bozkırın
birdenbire bir uğultu
birdenbire bir kıyamet
bindirip çekilerek
çekilip toparlanarak veriyor
cüceleşip devleşerek veriyor
nehirlerce k
kahtalarla şarkılar söylemeliyim
nehirler gibi uzun
nehirler gibi kollu
nehirler gibi hırçın
ve yumuşak
ve nehirler gibi
dur durak bilmeyen şarkılar söylemeliyim
gitmek nehirlerle yan yana
gitmek nehirler gibi zor
nehirler gibi çetin
nehirler gibi umutlu
gitmek nehirlerden de öteye
oraya
taaa oraya
o büyük kurtuluşa
yüreğim yaralı kuşum
topla ve aç kanatlarını ... hasan hüseyin
ondan kaçarken başka bişeye yakalanıyosun.
hani bitmeyen ovalar durmadan akan nehirler
nehirler nehirler
Görüyorum ki, bir an önce varmak istiyorsun oraya.
Gerginsin
kıpır kıpırsın,
soluk soluğasın,
yay gibisin ey yolcu
coşkunluğun ne güzel,
ofken ne güzel
Sana selam,
sana saygı ey yolcu
Fakat düşündün mu yolunun uzunluğunu
Neler var yolunun üstünde, düşündün mu
Koşar-adim asabilecekmişsin su dağı, geçebilecek misin
bu hızla su beli, tırmanabilecek misin bu solukla su sırtı
Ovada dikenler yollara uçmuştur,
kuru dereleri seller basmıştır,
kar yağmıştır belki o tepelere
Böyle, uçar gibi geçip
gidebilecek misin oralardan,
hemen varabilecek misin oraya
Belki sırtlanlar üşüşmüştür leşlere,
kuzgunlar tutmuştur belki yolları.
Belki silinmiştir ayak izleri yolcuların.
Butun bunları düşündün mu ey yolcu
çünkü sen, ne ilk yolcususun bu yolun, ne de son.
Derim ki sana
Nehirler boyu git
Nerelerde ve niçin durgundur nehirler,
nerelerde ve niçin hırçındır nehirler,
nerelerde ve niçin mendereslidir,
nerelerde ve niçin çağlayanlı
ve de çavlanlıdır nehirler,
gözlerinle gör, duy kulaklarınla
Gör ve duy ki, nasıl varır nehirler denizlere
Derim ki sana
Denize varmaktır amacı nehrin, denize varmak, ey yolcu.
Büyükse dağ, aşamıyorsa üstünden nehir, dolanır çevresini dağın.
Büyükse kaya, sokup atamıyorsa nehir,
birikip birikip taslar üstünden, dolanır yanını yöresini.
Yokuşsa yolu, koşamıyorsa menderesler çizer nehir.
uçurum çıkarsa önüne, kapıp bırakır kendini
nehir, acar kanatlarını;
varır varacağı yere, oraya denize
Derim ki sana
Nehirler boyu git
ve gör nehirlerin nasıl yol aldıklarını
sen de bir nehirsin ey yolcu
Senin de varmak istediğin bir yer var
Gerçekten varmak istiyorsan oraya, nehirlere iyi bak
Engeller nasıl aşılır, öğren nehirlerden
Yarı yolda yok olup gitmek değildir amaç,
nehirler gibi akıp, nehirler gibi ulaşmaktır
oraya
Varmaktır oraya, ey yolcu
Derim ki sana
iyi oku yolunu, avucunun içi gibi bil
Dizlerini, ciğerlerini,
yüreğini sıkı tut, iyi dengele
Ovada koşar gibi vurma kendini dik yokuşlara
uçuruma atlar gibi bindirme kayalara
daha koş, daha koş
diye alkış tutanlara kanıp da,
kesilip kalma yari yolda.
Dipdiri varmalısın oraya
Hız koşusu değil bu,
ey yolcu,
engelli koşudur bu
Engelleri asa asa, gücünü koruya
koruya varmalısın oraya
çünkü oraya varmaktır amacın, koşmak değil
Boşuna sevmedim nehirleri
Aktıkça büyümesi boşuna değil
nehirlerin
Akan buyur, ey yolcu
erişir menzil-i maksuduna aheste giden
demiyorum ben sana,
tiz reftar olanın peyine damen dolaşır demiyorum.
Böyle demiyor çünkü nehirler.
Duracaksın, dolacaksın, atlıyacaksın,
asacaksın, koşacaksın
ve varacaksın oraya, diyor nehirler.
Öyle diyorum ben de
Beni dinle,
beni anla ey yolcu
adim adim
kulaç kulaç
ilerliyor nehir
yoklayıp araştırarak
tartıp
dengeleyerek
adim adim
pençe pençe
ilerliyor nehir
birdenbire koçbaşı
birdenbire ipek bir çarşaf
ve balıklar kurbağalar yosunlar
köprüler ve yoksul değirmenleri bozkırın
birdenbire bir uğultu
birdenbire bir kıyamet
bindirip çekilerek
çekilip toparlanarak veriyor
cüceleşip devleşerek veriyor
nehirlerce k
kahtalarla şarkılar söylemeliyim
nehirler gibi uzun
nehirler gibi kollu
nehirler gibi hırçın
ve yumuşak
ve nehirler gibi
dur durak bilmeyen şarkılar söylemeliyim
gitmek nehirlerle yan yana
gitmek nehirler gibi zor
nehirler gibi çetin
nehirler gibi umutlu
gitmek nehirlerden de öteye
oraya
taaa oraya
o büyük kurtuluşa
yüreğim yaralı kuşum
topla ve aç kanatlarını ... hasan hüseyin
Friday, April 23, 2010
Wednesday, April 07, 2010
sinir uçlarım/daha çok tutku
yasmin levy-me voy
boş bi odada
ardeko bir sandalyenin çizgili kahve tonlarında kaplamısına
yaymışım yayılmışım kuzgun acardan bozma
bir italyan olmadı ispanyol olmadı fransız olsun
bir kasaba
kırsaldan,kumsaldan
öykü değil roman olsun
tutku olsun,ister aşkı ister savaşı ister kaçışı anlatsın
o anlatsın ben bulayım
bulunayım
akşamüstüyse
ürperirsem
yaseminli hanımelili
bir koku
çağırırsa
boş bi odada
ardeko bir sandalyenin çizgili kahve tonlarında kaplamısına
yaymışım yayılmışım kuzgun acardan bozma
bir italyan olmadı ispanyol olmadı fransız olsun
bir kasaba
kırsaldan,kumsaldan
öykü değil roman olsun
tutku olsun,ister aşkı ister savaşı ister kaçışı anlatsın
o anlatsın ben bulayım
bulunayım
akşamüstüyse
ürperirsem
yaseminli hanımelili
bir koku
çağırırsa
Wednesday, February 10, 2010
karadenizinin
ben, simdi , gece ,3 , ....
ben simdi gece 3 ..
ben kabima sigmam tasarim, boyle dalga dalga gelirim sokerim, o yerinden oynamayan kayalari
da
ne gece ne 3 ne ben farketmez
simdi degil.
ben simdi gece 3 ..
ben kabima sigmam tasarim, boyle dalga dalga gelirim sokerim, o yerinden oynamayan kayalari
da
ne gece ne 3 ne ben farketmez
simdi degil.
Friday, January 22, 2010
mutlu son - atin olumu arpadan
bu sarkinin turkcesinde...
kim ayridi sevenleri..
biz evet evet biz kendimiz
diyor...en sevdigim sarki
ben az soylerim sen cok anla
diye bir laf duydum.
kaybedecek bir sey kalmayana dek. sonra rahatsin, ozgursun.
......................
bir de bir reklam izledim,
sistemden icin diyor ,hepsinden vazgecebilecek olsaniz, vazgecer miydiniz diye.
..........................
ask olmasa acaip bir devrim olurdu diyorum ben.
ama ask, aaah ask
ve mesk...
iflah olmaz bu asik ruhlar
dunya hep yarin kurtarilir...
Tuesday, January 19, 2010
kor ateslerde yurut
bugun yarin oldu.
hakli cikmaktan nefret ediyorum.
sayfalarca okumam lazim anlayana kadar.
sayfalarca yazmam lazim bulana kadar.
hakli cikmaktan nefret ediyorum.
sayfalarca okumam lazim anlayana kadar.
sayfalarca yazmam lazim bulana kadar.
Monday, January 18, 2010
kendinle hesaplasamama
o degil de,
su merak yok mu su merak...
gokten temkin yagarken ben merak tutmusum.ne olacak benim bu halim. her b.ka parmak sokup, evet b.kmus diyorum.
gozun gordugu bir, burnun kokladigi iki, kulagin duydugu uc, ama yetmiyor di mi !
b.k gibi gorunuyor, b.k gibi kokuyor , insanlar bu b.k diyor, ama yine de parmaklamadan olmuyor di mi!
bu kizginligim yine bile bile lades oldugumdan degil.
bile bile b.ka parmak atmaya yola cikmis olmamdan mutevekkil.
artik donusu de yok.tam bir hafta tuttum kendimi.bu b.k dedim.aklima her geldiginde tekrar ettim. ama kurnaz sinsi tilki uyumamis yememis icmememis, bin turlu hayal tacirligi sonucunda bilincaltimi ele gecirmis.gafil bir animda bos bulundum, soz de verdim.
bu denklemin bilinenleri bir de bilinmeyenleri var, o sinsi tilki yok ama ortalarda, soktu fitili, sindi bi koseye bilinmeyenler bilinene dek tirsik tirsik izlicek olani biteni.
ne bedel odeyecegim bakalim bu bilmem kacinci b.k deneyimi icin.
aah ah, kaybedecek bir seyim de kalmadi,vur ulan tilki,vur kuyunun dibine de sen de rahatla, ben de, sonra da anani da al git gozum gormesin.
su merak yok mu su merak...
gokten temkin yagarken ben merak tutmusum.ne olacak benim bu halim. her b.ka parmak sokup, evet b.kmus diyorum.
gozun gordugu bir, burnun kokladigi iki, kulagin duydugu uc, ama yetmiyor di mi !
b.k gibi gorunuyor, b.k gibi kokuyor , insanlar bu b.k diyor, ama yine de parmaklamadan olmuyor di mi!
bu kizginligim yine bile bile lades oldugumdan degil.
bile bile b.ka parmak atmaya yola cikmis olmamdan mutevekkil.
artik donusu de yok.tam bir hafta tuttum kendimi.bu b.k dedim.aklima her geldiginde tekrar ettim. ama kurnaz sinsi tilki uyumamis yememis icmememis, bin turlu hayal tacirligi sonucunda bilincaltimi ele gecirmis.gafil bir animda bos bulundum, soz de verdim.
bu denklemin bilinenleri bir de bilinmeyenleri var, o sinsi tilki yok ama ortalarda, soktu fitili, sindi bi koseye bilinmeyenler bilinene dek tirsik tirsik izlicek olani biteni.
ne bedel odeyecegim bakalim bu bilmem kacinci b.k deneyimi icin.
aah ah, kaybedecek bir seyim de kalmadi,vur ulan tilki,vur kuyunun dibine de sen de rahatla, ben de, sonra da anani da al git gozum gormesin.
Friday, January 15, 2010
Friday, January 08, 2010
hadi ordan
kuzguncuklara gitmis komsum,
ben kestanemi ozlerim de goremem,hakveririm dustukce jetonum, anarim da ozlerim,nasilsa bir gun geri donerim.
duyma sen beni, sonra yine sariyorsun
radyasyon
maruz birakmamali, korumali ruhu,
kotu filmler, kotu muzikler, kotu sohbetler radyasyon gibiler...
ah bir atas ver cigarami yakayim
yahu bu yonetmenlik rassamlik falan nasil isler ya ,ayik kafayla kendi ruyana dalmak gibi ...
bak burda kimin hatirasi varmis, hatirladim seni, gecende bir sokaktan gecerken guldum o gunku sarhosluguma epey, tabi sen hikayenin sonraki kismini gormedin,ancak absurd olabilir ama degil trajediye kayiyor kisim kisim.
sevgili nuri bilge, bende de seninki gibi kemikli ve iri eller olsaydi ve agac dosemelere bastikca citirdayan ayaklar belki o kadar savrulmazdim ruzgarda.
sen o ruzgara saygi duyuyorsun ama kabul et onunla bir kavgan yok, ya bitmis ya hic baslamamis bir ask hikayesi sizin ki,
oysa benim icin ceza olmus bir baglilik bu , ayaklarimi basip hazirim gel es gurle git seninle gelmiyorum desem de yemiyor.sen o degilsin edebiyati hic yapma bana, kimin ne oldugunu bu ruzgar belirleyemez, belirler mi,
modern psikiyatri arasin dursun,hic baktin mi bekleme odalarindaki dergilerinin sanat koselerine, onlar tapsinlar mesleki malzemesi bol ariza artistlere,
bu iste senin medeniyetinden cikacak sanat,
once ez surundur sonra yucelt politikasi.kulture topluma at tasi vur turnayi, nesillere birak iste ismini portreni cizittirdigin bilmem neleri.
sadece o kadar da buyutecek bisey yok bunda.
ortaligi temizlenemeyecek kadar cok pisletip sonra da bu pisligin muazzamliginin yerilmesi ovulmesi si de si si..
amaaan,
ruzgar o pisligin ustunde tuten sey iste. azicik uzaktan bakip resmini cizince artik ucuramiyor mu seni yerinden.
bitti mi kavgan-mission over ha.
iyiyim boyle ben, es deli tutenim ben seninleyim,kici kurtarmanin bedelini odeyecek dermanim yok
yenilen pehlivandan nameler...bak laf yine nereye baglandi.
Subscribe to:
Posts (Atom)
